Zugdidi-Batum(Gürcistan Bisiklet Turu-11-Son Bölüm-)

Dün yol alırken karanlığa kalmıştım ve Zugdidi çıkışında bir yere en müsait alana çadırımı kurmuştum. Çadırımı kurduğum yer yola bir kaç yüz metre. Yol ile aramda eski; fakat oldukça gösterişli, 3 katlı tripleks görünümlü üç ev var. Bu evlerin varlığı çadır kurduğum bölgenin güvenli olabileceği kanısı oluşturdu bende.
Gece ayak sesleri ve konuşmalar duymuştum. Sabah uyandığımda çadırımın hemen yanından daha arkalara doğru giden bir yol olduğunu gördüm.


Gece sıcaktan dolayı ara ara uyandım. Çünkü çadır kurduğum yer deniz seviyesine oldukça yakın. Oysaki 2 gece önce 2700 metre yükseklikte donmaktan kurtulmuştuk. Çadırımdan çıktığımda yine yakınlarımda bir kaç inek otluyordu. Yolun yakınındaki evlerden kadın, çoluk, çocuk ellerinde tuvalet kağıtlarıyla evlerin arkasındaki köhne, baraka tarzı bir yere girip çıkıyorlar. Herhalde tuvaletleri dışarıda. Evlerin tüm ihtişamına rağmen evlerde ihtiyaçlarını giderecek bir yerleri yok mu acaba bu insanların. Derken beni farkediyorlar ve kadınlardan 2 tanesi yanıma geliyorlar. Bir şeyler soruyorlar bana. Büyük ihtimal kimsin nereden geliyorsun anlamında. Ben de hemen saydırıyorum 
-"Türküm, Türkiye, Im Turkish, I'm from Turkey". Biraz yaşlıca olan kadın hemen söz alıyor.
-Aaa, Sen Türk müsün? Ben Türkiyede çalışıyorum. Çok seviyor ben Türkiye'yi
-Tükçeniz çok güzel.
-20 sene oldu, Ben Türkiye'ye gidip geliyor.
Diğer kadın da giriyor muhabbete
O da Türkiye'de çalışıyormuş, bebek bakıyormuş. Sonra başka bir kadın geliyor. O da muazzam Türkçe konuşuyor. O da Türkiye'de çalışıyormuş.
Sonra ufak bir kız geliyor yanımıza. Bana "Meraba" diyor. Güzel şey yolda olmak ve uzaklarda, Gürcü küçük bir kızdan sabah sabah sıcacık bir merhaba almak. Onun annesi de Türkiye'de çalışıyormuş.

Türkiye'de çalışan gürcüler oldukça fazla. Avrupa'da olduğu gibi bizde de yüksek işssizliğe rağmen bazı işleri yapacak kişi yok. Gürcü kadınlar; çocuk, hasta bakıcılığı, ev temizliği, hizmetçiliği; erkekler ise döküm ve inşaat gibi ağır işlerde çalışıyorlar. Mevzuat gereği Türkiye'de 3 ay kalıp Gürcistan'a girip, bir gün kaldıktan sonra yeniden Türkiye'ye dönüyorlarmış. Türkiye'de 1000 liraya bir hastaya bir ay baktıramazsın. Doktorun ayda 350 dolar civarında kazandığı Gürcistan'da bu parayı üç ayda kazanamazsın.  Çalışmaları yasa dışı; ancak durum böyle olunca alan memnun, satan memnun gibi görünüyor.

Muhabbet devam ederken çadırımı da topladım. Yola çıkmaya hazırım artık. Yaşlıca olan kadın.
-Türkiye'de çayı çok seviyorlar. Gel çay içelim bahçede.
-İşim acele, çok teşekkür ederim. İçmiş kadar oldum. Hiç bir şey beni, bu kadar güzel Türkçe konuşmanızdan ve sıcak davetinizden daha fazla mutlu edemez.-Burada ne dediğimi tam olarak anlamadılar ama bunu ifade etmek mecburiyetinde hissettim kendimi. Sonra 3-5 kişi daha geliyor ben ayrılırken. Hep birlikte bana el sallıyorlar. Yaşlıca olan kadın; "Senin yolun açık olsun." diyor. Küçük kız giderken yine "Meraba" diyor. Yanağını sıkıp, gülümseyerek başlıyorum pedal basmaya. Batum bizi bekler.

Elimdeki haritaya göre Batum'a 144 km var. Yol düz olduğu için bu kadar yolu alabilirim. Zugdidi'den sonra yol boyu kaynamış mısır satan kadınlar var. Bir tanesinin önünde durup 1 Lariye bir kaynamış mısır aldım. Biraz da dinlendim. Yol boyu Sovyetler döneminden kalan gösterişli evler var. Khobi'den sonra Batumi yazan bir tabela görüyorum. Sanırım benim haritamda olmayan daha kestirme bir yol buldum. Bu yol sayesinde yolum 10 km kadar kısalıyor. Poti'de denizle buluşuyorum. Poti'den sonra deniz boyu devam ediyor yolculuğum. Yola 200 metre kadar olan bir kumsalı gözüme kestiriyorum. Uçsuz bucaksız bir kumsal ama benden başka hiç kimse yok koskoca sahilde. O anlarda kendimi çok özel hissettim. Daha önce hiç bir plajda tek başıma denize girmemiştim. Denize girmem iyi oldu. Çünkü hava çok sıcak olduğundan dolayı hararetimin ibresi 140'ı vurmaya başlamıştı.
Biraderin bir arkadaşı var Batum'da, Eyüp Hoca, Türk Konsolosluğu'nda çalışıyor. Edebiyat öğretmeni, geçici görevlendirmeyle Gürcülere Türkçe öğretmek üzere gelmiş. Eyüp Hoca'yı  aradım. Bir işi için Trabzon'a gitmiş. Akşam üzeri dönecekmiş. Dönünce beni arayacak.

Batum'a biraz erken vardım. Batum sahilleri kalabalık. Kıyı boyu güzel bisiklet ve yürüyüş yolları var. Trafiği hareketli. Son zamanlarda yeni oteller ve kumarhaneler yapılmış. Buraların daimi müşterileri tabiki Türkler. Eski binalar restore edilmiş. İnşaatı devam eden gökdelenler var. Yeni yapılan bu binaların şehrin dokusuna pek uyduğunu söyleyemem. 
Batum Türk kaynıyor. Türkçeyi öğretmişiz Batumlulara. Dilenciler Türkçe dilenmeyi bile öğrenmiş. Caminin yanında bir tanesi "Allah rızası için bir Lira versene." diye dileniyor. Caminin yanındaki sokak boydan boya Türk lokantalarıyla dolu. Haçapuriden bıkmış Gürcüler tarafından da çokça tercih edilen bu lokantalarda ince belli bardakla sunulan çay bile bulabilirsiniz, hem de kırmızı beyaz, plastik tabağı ile birlikte. Bunun dışında çok güzel bir botanik parkının olduğunu biliyordum; ama görmeye fırsatım olmadı.
Akşam üzeri Eyüp Hoca geldiğini haber verdi. Bir yerde buluştuk. Yanında kayınçosu Yusuf da var. Gezmeye gelmiş. Yusuf beni ilk gördüğü anda, benim için "İşsiz güçsüz bir lise öğrencisi işte, geziyor." diye düşünmüş. 27 yaşında olduğumu, 2 yaşında kızı olan bir sınıf öğretmeni olduğumu öğrenince biraz şaşırsa da Yusuf'un beni daha genç görmesi hoşuma gitti. Eyüp Hoca beni eve davet etti. Yok mok dediysem de Yusuf'la birlikte yalnız olduğunu belirtti. Misafir ağırlamak için son derece müsait ve istekli tavrını görünce ben de kabul ettim seve seve. Bu arada Batum'un bazı noktalarından Avea çekiyormuş. Eyüp Hoca; "Bizim odaların birisinin penceresinden çektiği için ben Türkiye'yi Avea ile arıyorum; Çok hesaplı oluyor." diyor. Bunu duyunca cüzdanımdan avea hattımı çıkarıp pencere kenarından evi aradım; doya doya konuştum. Güzel ev sahipliğinden ötürü teşekkürler Eyüp Hoca'm.


Eyüp Hoca'nın evinde güzel bir dinlendikten sonra yarın otobüsle Türkiye'ye dönmeye karar verdim. Ertesi gün Batum'u tepeden gören bir yere çıktık. Makinenin pilleri bittiği için tepeden Batum'u  fazla fotoğraflayamadım maalesef.  Şehir merkezini dolaştık. Bir mekana girip bir de haçapuri'nin yumurtalısını denedik. Bizim yumurtlı pideyi andırıyor tadı ve şekli. Zannediyorum Gürcüler bütün hamur işlerine haçapuri diyor. Daha önce yediğimiz haçapurilerden birisi peynirliydi ve gözlemeyi andırıyordu. Bir tanesi de talaş böreğini andırıyordu; fakat bunların hepsinin adı haçapuri. Yumurtalı haçapuriyi peynirlisi kadar sevemedim ama idare eder. En azından tadına bakmış olduk.
Batum gezmesinin ardından Ankara'ya Türk lirasıyla otobüs bileti aldım. Türk Lirası Batum'un hemen hemen her yerinde geçiyor bu arada. Ankara'dan aktarma ile Bursa'ya geçeceğim.
Sarp sınır kapısı ana baba günü gibi. Çok kalabalık ve karmakarışık. 1 saatte zor geçtik bizim tarafa. Oysaki Türkgözü'nden bisikletlerimizle geçişimiz o kadar hızlı olmuştu ki farklı bir ülkeye geçip geçmediğimiz konusunda pek emin olamamıştık.
Böylece harika bir Gürcistan bisiklet turunun sonuna geldik. Şimdi turu değerlendirmeyeceğim şurası şöyleydi burası böyleydi diye. Değerlendirmelerimi zaten 11 bölüm içinde yaptım.

Enlere bakalım, Gürcistan Bisiklet Turu'nun Enleri

*En uzun, günlük etap, Mestia-Zugdidi(138 km)
*En zor etap, Tsageri-Zagari Geçidi.
*En güzel etap, seçim yapamıyorum.
*En derslik olay, hiç bir tura yazlık tulum ile gitme.
*En şaşırtan olay, Bütün Gürcistan'da Türkçe bilen Gürcülerle karşılaşmamız.
*En çok domuz; köylerde ve her yerde.
*En zorunlu kamp yeri; Zagari Geçidi 2700 metre.
*En güzel kamp yeri: Zagari Geçidi, 2700 metrede.
*En soğuk gece; Zagari Geçidi 2700 metre.
*En farklı tat, armutlu gazoz. Yine de limonlu Uludağ sodayı tek geçerim.
*En farklı mimarı yapılar; savunma kuleleri.
*En güzel haçapuri, Kazbegi'de(Stepantsminda)
*En büyük yalan: "Gürcistanda her şey ucuz."
*En görülesi yerler;Borjomi, Tiflis, Kazbegi, Mtskheta, Kutaisi, Ushguli, Mestia, Batum
*En güzel karşılaşma: Temmuz ortasında buzullarla karşılaşmamız, birdenbire karşımıza çıkıveren isimsiz şelaleler ve karlı zirveler.
*En tırstığımız an; Rusya sınırında, gece vakti kurduğumuz çadırlarımıza, bir sınır karakolundan güçlü bir projektörle ışık tutulduğu zaman.
*En iyi, tur dostu: Orhan Kılıç.
*En ilgi çeken bisikletli, Orhan Kılıç
*En hızlı bisikletli, yine Orhan Kılıç.
*En misafirperver; Mahir, Serkan, Gökhan,-Akhaltsikhe-, Eyüp Hoca-Batum-Teşekkürlerimle...
*En büyük, Bursaspor, her zaman her yerde.

Ekler
Büyük Gürcistan Haritası
Tur Rotası Haritası
Mesafe Haritası
 Rota

İlgili Yazılar
Damal –Akhaltsikhe (Gürcistan Bisiklet Turu 1)
Akhaltsikhe - Khashuri (Gürcistan Bisiklet Turu-2)
Khashuri -Tiflis (Gürcistan Bisiklet Turu-3)
Tiflis - Kazbek- Tiflis (Gürcistan Bisiklet Turu-4)
Tiflis - Khashuri (Gürcistan Bisiklet Turu-5)
Khashuri - Kutaisi (Gürcistan Bisiklet Turu-6)
Kutaisi - Tsageri (Gürcistan Bisiklet Turu-7)
Tsageri - Zagari Geçidi ( Gürcistan Bisiklet Turu-8)
Zagari Geçidi-Mestia ( Gürcistan Bisiklet Turu-9)
Mestia-Zugdidi ( Gürcistan Bisiklet Turu-10)
Zugdidi-Batum ( Gürcistan Bisiklet Turu-11-Son Bölüm)

Yorumlar

  1. Sevgili Ali rüya gibi bir turun sonuna geldik. Sayende o günleri yeniden yaşadım. Seninle fikrimin uyuşmadığı tek nokta şu son madde oldu ama o kadar farklılıkta olsun artık. Hafta sonu İnönüde karşılaşacağız. İyi oynayan kazansın. Yeniden birlikte olabilmek umuduyla, hoşçakal.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dostluk kazansın. Bir de Bursa 3-0 alsın. :)

      Sil
  2. Merhaba
    Ali Bey mutlaka diğer turlarınız da çok değerli fakat ben,
    gerek Orhan Bey'in ,gerek sizin anlatımınızdan bu turunuzu vakit buldukça dönüp-dönüp tekrar okudum.Gezdiğiniz yerlerin güzelliğindenmidir bilemiyorum bu turunuz bana çok güzel geldi.Okurken adeta kendimi sizinle birlikte geziyormuş gibi hissettim
    Şimdiye kadar (diğer gezginlerin turları dahil)okumaktan en fazla keyif aldığım tur Gürcistan turunuz du.
    Umarım bundan sonraki turlarınızda ,her seferinde bir öncekinden daha fazla keyif alırsınız.
    Son madde hususunda ben de Orhan Bey'e katılıyorum :)

    Saygılar
    Mehmet YAVUZ

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biz çok güzel yerler gördük. Unutamayacağımız tecrübeler yaşadık. Dilimin döndüğü kadar yaşadıklarımızı anlatmaya çalıştım. Bunları okumaya değer bulup vakit ayırdığınız için ben teşekkür ederim. Hak edenin kazanması ortak dileğimizdir:) Selamlar.

      Sil
  3. Adsız7/21/2013

    Tesekkurler Ali bey. Gezmis kadar oldum. Ahmet...

    YanıtlaSil
  4. teşekkürü borç bilirim saygılarımla?

    YanıtlaSil
  5. Ali bey merhaba,
    Ben 3 yildir Batum'da yasiyorum.Gurcistan'i oyle guzel gozlemleyip yazmissinizki zevkle okudum.Geldiginiz tarihlerde bende burada idim.Keske tanisiyor olsaydikda bende sizi misafir edebilseydim.Ayrica belirtmek isterimki bende siki bir Bursaspor taraftariyim.Guzel yazilarinizi okumak dilegimle hoscakalin.Selamlar. Gokay Kiziltan

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler, Gökay Bey. Gürcistan her yönüyle bizi çok etkiledi. Gördüklerimizi başkalarına anlatmayı ve göstermeyi boynumuzun borcu belledik. Keşke tanışıyor olsaydık; Batum sahillerinde bir timsah yürüyüşü yapardık en azından. Batum'a selamlar, sevgiler...

      Sil

Yorum Gönder

Her hangi bir hesabınız yoksa yorumlama biçimlerinden "Anonim"i seçiniz. Bu durumda lütfen adınızı mesaj içinde belirtiniz. Yazılan cevaplardan haberdar olabilmek için "Beni bilgilendir." seçeneğini kullanabilirsiniz.