Suuçtu-Bursa (Bisikletle Bursa-Suuçtu-Bursa 2)

Sabahın köründe, 05.40'da kalktım. Sadece 5 saat uyumama rağmen oldukça dinç olarak uyandım. Bunun sebebi oksijeni bol bir yerde gecelemem. Dün akşam, güneş battıktan sonra Suuçtu Şelalesi'ni ve civarındaki şelalecikleri fotoğraflamıştım. Bu sabah da hemen yanımızdan akan dere üzerinde oluşan şelalecikleri fotoğraflamak istiyorum. Bu işi güneş doğmadan önce halletmem lazım. Çünkü uzun pozlama yapacağım ve uzun pozlama ışığı sevmez.
Kalktıktan sonra yanımızdan akan dere boyunca bir yol uzanıyor. Benden önce kalkıp yürüyüşe çıkanlar olmuş. Eren ve Abdurrahman ileride gözüktü. Bu yol yürüyüş yapmaya ve dağ bisikletine çok uygun. Bölge yürüyüş yapanların da uğrak yerlerindenmiş.
Yoldan dereye indim. Dere boyu fotoğraflayacak şelale ararken arayışım çok da uzun sürmedi. Arka arkaya bir kaç tane var. Hemen karşılarına konuşlandım. Bunların bol bol fotoğraflarını çektim. Ben fotoğraf çekerken güneşin ışınları ağaçların arasınsan süzülmeye başladı. Güneş doğarken dere boyu sadece yürüdüm, kuşların şarkısını dinledim. Ne huzurlu ortam be.

Saat sekizi geçti. Ekip uyanmak üzeredir artık.
Tesise vardığımda ekip kahvaltıyı bitirmiş ve yola çıkmak üzere hazırdılar. Dün akşam oturduğumuz çardakta sürekli sağımızdan solumuzdan geçip duran bir yeşilbaş vardı. O arkadaş yine etrafımızda dolaşıyormuş. Bir süre sonra Ahmet'in kollarına atlamış. Biraz sevdik; ekmek verdik yemedi,. Fotoğrafını çekip bıraktık.

Henüz ocağın üzerinde olan çay ve diğer nevaleyle ekibi bekletmemek için hızlı bir şekilde kahvaltımı yaptım. Dün akşam iki grup halinde döneriz , ikinci grup biraz daha geç çıkabilir diye konuşuluyordu; fakat görüyorum ki herkes aynı anda yola koyulacak.
Hazırlıklarımı tamamladım ve beni bekleyen ekiple birlikte şelaleye doğru inmeye başladık.
Şelaleye varmadan önce Ahmet, Abdurrahman, Barış, Muhammet, Murat, Enes ve Oğuzhan dün geldiğimiz yolun dışında bir yolu kullanarak şelaleye çıkan ana yola ulaşmaya karar verip bizden ayrıldılar. Hasan Hocam'ın dediğine göre o yol daha bozukmuş. Benim bisikletim yüklü ve oldukça ağır olduğu için dün geldiğimiz yolu tercih ettim. Hasan hoca ile beraber yolun tadını çıkarmak için ağır ağır ilerliyoruz. Eren de yolun bir bölümünde dün akşam çakısını unutmuş olduğu için bizimle birlikte.

Şelalenin yanındaki çeşmeden sularımızı tazeleyip Muradiyesarnıç Köyü'ne doğru inmekteydik. Köyün hemen üstündeki çeşmenin başında ekibi bizi beklerken bulduk. Aynı anda Muhammed'in ve Enes'in lastiği patlamış. Esen'inki yamandı fakat Muhammed'in iç lastiği yarılmış. Bu durumda yamamak mümkün değil. İki yıldır yanımda bir gün lazım olur diye 2 adet yedek iç lastik taşıyordum. Bunlardan birini Muhammed'e verdim. Kullanmak bu güne kısmetmiş.

Enes'in ve Muhammed'in sorunları hallolunca güzel bir inişle Mustafakemalpaşa'ya vardık. Burada önce ekiple vedalaştık. Arkasından bir dükkandan eve götürmek üzere üç paket peynir tatlısı aldım.

Mustafakemalpaşa'ya elveda dedim ve Aralık Köyü'ne doğru bastım pedala. Sırasıyla Demireli, ve Kadirçeşme köylerinden geçip Taşpınar Köyüne vardım. Taşpınar köyünün kahvesinin önünden geçerken kahve önünde oturanlardan biri çay çay deyip başparmağıyla içme işareti yaptı. Beni yabancı zannetmiş. Selam verip yanlarına oturdum. İki bardak çaylarını içerken biraz lafladık. Taşpınar Köyü Mustafakemalpaşa'nın en büyük köyü imiş. Hayvancılık varmış, zeytin ağaçları varmış. Köylülerin işleri iyi olduğu için Bursa'ya göç çok olmamış.

Çayımın son yudumunu alıp yola koyulmak üzere iken beni çaya davet eden Abi yolum üzerindeki Onaç Köyü'nde Hıdrellez dolayısıyla hayır yemeği olduğunu söyledi. Kendisi sabah gitmiş. Uğra, karnını doyur öyle devam et, helva on numara olmuş dedi.

Taşpınar'ın çıkışından itibaren Mustafakemalpaşa'dan bu yana kadar olan yokuş bitiyor; Uluabat Gölü'nün muhteşem manzarasıyla birlikte güzel bir yol beni bekliyordu.
Bu uzun yokuşlardan sonra ikram edilen bir bardak demli çay, sana gönlünü açmış bir sıcak yüz, ve tabiki güzel bir iniş bisikleti daha da sevdiriyor bana.

Taşpınar Köyü'nden sonra Dorak Köyü'nü soluma alıp Onaç Köyü'ne doğru inmeye başladım. Birkaç yerde durup Muhteşem göl manzarasına sahip bu güzel köyleri fotoğrafladım. Onaç Köyü meydanına vardığımda büyük bir kalabalık vardı. Hemen bir yer gösterip buyur ettiler. Yemeğim daha oturmadan önüme koyuldu. helvayı ben de çok beğendim. Bu helva adama bir 100 km daha aldırır.  Civar köylerden gelenler de varmış. Hıdrellez dolayısıyla bu zamanlarda Mustafakemalpaşa'nın çoğu köyünde bu hayır yemekleri oluyormuş. Dediklerine göre bu hafta sıra Onaç Köyü ile bir başka köyde imiş.

Karnımızda da doyduğuna göre yol bizi bekler. Köylülere teşekkür edip yola koyuldum.
Onaç Köyü çıkışında bir karış uzunluğunda bir yavru yılan yolun karşısına geçmek için yola atlamış. Yolu ortalarına kadar gelmiş gidiyordu. Bir fotoğrafını çekmek istedim ama o anda ağaçların arasından bize doğru gelmekte olan bir arabanın sesini duydum. Arabayı durdurup yılanın güvenli bir şekilde geçmesi sağlamak için fotoğraf makinemi çıkarmadım. Araç bizim yanımıza gelene kadar yılan yolunu bitirmişti. Yolu bitirince yolun bitişiğindeki otların arasında kayboldu gitti.

Göl kıyısında bir kaç yerde su ve fotoğraf molası verdim. Akçapınar, Fadıllı, Akçalar ve Hasanağa'yı geçerek Bursa-Balıkesir yoluna çıktım. Akşam üzeri trafiği bol bir yoldan pedallayarak eve ulaştım.
Yine çok güzel iki gün geçirdim. Bir aylık yorgunluğum gitti. Güzel insanlar tanıdım, güzel yerlerden geçtim. İyi ki bisiklet hayatımda.

Sabah erkenden Eren ve Abdurrahman benden önce kalkmış yürüyüşe çıkmışlar.
Ne güzel bir orman.
Dere boyu irili ufaklı şelaleler var.
Güneş doğmadan önce bunların fotoğrafını çektim.
Üçayağım olmadığı için makineyi yere koyup fotoğraf çektim.
Kafa dinlendirmek için on numara yerler.


Bir de kendimi çekeyim.
Bir küçük şelale daha.
Güneş doğarken


Işık ve gölge








Dün karanlıkta ulaştığımız alabalık tesisi-panoramik
Dün yanımızda dolaşan arkadaş yine ortalıkta dolaşıyormuş. Ekip onun peşinde.
Arkadaş bu.
Biraz sonra Ahmet'in ellerindeydi.
Bir de yakından alalım. Allah ne güzel yaratmış.
Şelale civarı. Su tazeleme istasyonu.


Muradiyesarnıç Köyü yakınları 2 lastik patlıyor.
2009 yılında bu civarda bir f16 savaş uçağımız düşmüş. Bu çeşme uçağın şehit olan pilotu Fatih Korçam anısına yapılmış.
Ne güzel bir ev.
Sünlük Köyü civarı
Mustafakemalpaşa çıkışı

Burada bir süre durup bir bülbülün sesini dinledim.

Dün sağdan gelmiştim. şimdi soldan devam edeceğim.
Dorak Köyü


Uluabat Gölü


Onaç Köyü
Onaç Köyü
Onaç Köyü muhteşem bir manzaraya sahip
Onaç Köyü köy hayrı yemeği. Helva muhteşemdi.






Gölyazı'yı hiç bu açıdan görmemiştim.


Artık göle çok yakın bir şekilde gidiyorum.


Hasanağa yakınları
Bir ara gelincikleri çekmekle uğraştım.




Uludağ'ı görmüşseniz Bursa'dasınızdır.
Ahmet Centeli dostumuz bu turda güzel görüntüler elde etmiş. Eline sağlık.

Gün sonu yol Haritası

Şunu daha büyük bir haritada görüntüle: Suuçtu-Bursa

İlgili Yazılar
Bursa-Suuçtu (Bisikletle Bursa-Suuçtu-Bursa 1)
Suuçtu-Bursa (Bisikletle Bursa-Suuçtu-Bursa 2)
Bisikletle Bursa-Suuçtu (VİDEO)

Yorumlar

  1. Adsız7/08/2013

    Kardeşim ne yorumu?yapılacak yorum söylenecek laf mı bırakıyorsunuz .Bu ne güzellik yaaa...Tebrikler Ali Babi..
    Hasan Hoca.

    YanıtlaSil
  2. Adsız7/19/2013

    tebrik ederim

    YanıtlaSil
  3. Harika bir tur olmuş, imrenerek takip ediyorum,

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Her hangi bir hesabınız yoksa yorumlama biçimlerinden "Anonim"i seçiniz. Bu durumda lütfen adınızı mesaj içinde belirtiniz. Yazılan cevaplardan haberdar olabilmek için "Beni bilgilendir." seçeneğini kullanabilirsiniz.